ENES AYGÜN – İNSAN, EZELDEN EBEDE SEFERİDİR

Ömer Erinç’e göre; “İnsan, ezelden ebede seferîdir.” Bu seferinde insanın önüne durmaksızın çeldiriciler çıkar ve insanı asli yolundan alıkoyar. Kişi dünyevîliğin tekdüzeleştiren kumanyasına güdülenerek kök bilgisine ıraklaşır.

seferi-yazilar-672968-Front-1

Seferi Yazılar Ömer Erinç Hece Yayınları 148 sayfa

ENES AYGÜN

Şair Ömer Erinç’in denemeleri Seferî Yazılar adıyla Hece Yayınları arasından çıktı. Kitap iki bölümden oluşmaktadır: Kalem Hakkı ve Kameradaki Görüntü. Denemelerin tamamında; hep insan ve insana dair problemler vardır, özellikle insanın yabancılaşması, modern hayatın insanı yozlaştırması ve gelenekle bağını koparması merkezi izleklerdir.

Şairliğinden sonuna kadar faydalanan Ömer Erinç, denemelerini cümle cümle yazmış gibidir. Her cümle genellikle hüküm ifade eder ve bu bakımdan kapalıdır. Denemelerin hüküm cümlelerinden kurulmuş olması, okurla metin arasına her zaman riskli bir mesafe koymak demektir. Çünkü böylesi ifade kalıpları, problemi ele alışta analitik bir yöntem sunmadığı için gerek yazar gerekse okur, problemi ayrıştıra ayrıştıra derinlemesine anlama, analiz etme şansına sahip değildir. Bu tür metinler karşısında okurun iki seçeneği vardır, yazara güvenip güvenmemek. Eğer okur, bu anlamda yazara güveniyorsa, o zaman hüküm cümleleri üzerinde durup düşünür ve yazarı anlamaya çalışır. Çünkü okur, ‘o söylüyorsa bir bildiği vardır’ diye düşünür. Aksi halde bu üslupla yazılmış denemelerin okura bir şey söyleme, onu ikna etme ya da en azından problemin üzerinde bir an düşündürme şansı yoktur.

Kök bilgisi, yabancılaşmadan kurtarır

Erinç’e göre; “İnsan, ezelden ebede seferîdir.” Bu seferinde insanın önüne durmaksızın çeldiriciler çıkar ve insanı asli yolundan alıkoyar: “Dünyevîliğin tekdüzeleştiren kumanyasına güdülenerek, kök bilgisine ıraklaşır.” Zaten yazara göre temel problem de buradadır; insan modern hayat nedeniyle sürekli olarak kendine yabancılaşmaktadır. Ancak ‘kök bilgisine’ sahip olarak bu yabancılaşmadan kurtulup asli konumuna yükselebilir.

Şiiri yedeğe alarak kaleme alınmış denemeler

Seferî Yazılar’daki denemeler daha çok şiir yedeğe alınarak, şiirin söyleme gücünden faydalanarak kaleme alınmış; bu durum beraberinde ‘ikame kavram’ kullanma zorunluluğunu doğurmuştur. Çünkü denemelerin dili alabildiğine imgeseldir, kelimeler genellikle asal anlamlarıyla değil de yan anlamlarıyla kullanılmıştır. Böylesi bir imgeselliğin yetmediği yerlerde de şiir devreye girmiş ve metin ‘bir imge ırmağı gibi’ akmaya başlamıştır. Asli kavramlardan kaçıp ikame kavramları öne çıkarmak, aslında ele alınan konuyu, konuya yaklaşım tarzını ve önerileri de müphemleştirmekte, flûlaştırmaktadır. Örneğin ‘kök bilgisi’, ‘töresel gerçeklik’, ‘öz gerçeklik’, ‘ sözün gücü’, ‘ilahi ışık’… Bu tür ikame kavramlara okurun her zaman nüfuz edebilmesi mümkün değildir. Burada tek yöntem metin içi bağlamdır; yazar ikame kavramları kullandığı bağlamı ve kavramların göndermelerini çok iyi hesaplamak zorundadır.

İkna edici bir dil bulmak zorunlu

Bu nedenlerden dolayı da deneme yazmak oldukça zordur. Çünkü birçok problemi yazar kendi içinde çözüp çözümleyip okura ikna edici bir dille aktarmak zorundadır. Örneğin ‘çağ karanlıktır’ demek ve okuru da bu konuda düşünmeye sevk etmek, her denemecinin harcı değildir. Bu güçlüğü nedeniyle insanların kaçındığı bir türde ürün veren Ömer Erinç’i, yeni çalışmaları konusunda cesaretlendirmek gerektiğini düşünüyorum.

YAYIN TARİHİ: 05.11.2010