DUDAKLARIMIN GİZLİ YAĞMURU
seni sevmekten öte
nereye gidilse yüzün
mağlupların karaduygulu kasrından
gel doğur artık
yollarla öpüşen güvercinim
gözlerinin som hamlesi aşkla
başlasın bir kez daha
dillerde türkülerin özgür sorgusu
yağmurlaşan yurdumdur
kan gören takvimlerin pusulası
evlerin bastıran buharından
yarışan seyrine şehvetin
baksan ki
başdönmesi yalanların kangreni
tutkuları baldıranlara gelişen
kurmaca coşkular töreniyle
oynayan halk değil mi
yol kesen yeraltı konuşmalarında
gökleri âşık yürekler taşıyan şehir
sevda getiren zaferlerin mavisinde
bedenin raksıdır her daim
toprağa bağlanan şu hurma
kalbine acılar dağlanan çocuktur
zor senelerin kehribarından
ruhları tutsak şekillerin minaresine
namluları bezeyen duâ
seninle başlanan dayanışma tarihi
bir yeni başlangıçtır
çılmamış sayfalar katarında
bereket süngüleriyle söyleşen su
bağışların en güzeli
alınlardan alanları taşıran nur
yani sen
gel kutlan yeniden
hâbil semalarını gösteren rahmetim
ya ŞİS
aydınlık kutlaması aşkın
aklı kaynatan pusularda
doğuran ayartmalara ayna tutmak hep
kâbil çocuklarının fetvası
bir sevimsiz ihtilâl
zilletiyle cürm-ü meşhût saatlerin
ölümler gezdiren toprak
can emmekten yoksul şimdi
dudaklarımın gizli yağmuru
suhuf-u ûlâ
‘bir istiğfar haliyle kuyularda’
bıçkın turnaların semahı
tarçın kokularına katlanan ölümlerden
dost olmak gerekmiyor
zorbaların tarih diline

























