Yitiksöz Filistin özel sayısı – Ali Haydar Haksal

Filistin’de dinmeyen on yıllardır süregelen zulüm karşısındaki direniş ve eylemler azizdir. Sonuç alması elbette ki tek dilek. Bu, duygusal olmaktan çok bilince dayalı kalıcı olanı olması gereken. Duygular durumu gereği zamana bağlı yükselir veya alçalır bir süre sonra unutulmaya yüz tutar.

Tarihte kimi dönemlerde çok ağır travmalar yaşanır, bunlar belleklere kazınır. Fakat bunu kalıcı kılan asıl şey yazılı kayıtlardır. Çanakkale direnişi tarihin kayıtlarında yerini yer alıyor. Kimi zaman tarihin bilinmeyen sayfalarında farklı, genellikle askeri yahut da siyasal tanımlamalar olarak yer alınca kuru ve nesnellikten uzaklaşılıyor. O ruhu tam anlamıyla veren Mehmet Akif’in Çanakkale şehitleri için yazdığı destansı şiiridir.

On yıllardır Filistin’de süregelen zulmün bundan böyle de bitmeyeceği ortada. Çünkü zalimlerin var olduğu bir dünyada zulmü bir yaşama tarzı olarak görenler bundan hiçbir zaman vazgeçmezler. Bu zalim milleti veya yandaşlarını, ortaklarını dünya bilincine kayda geçirecek olan edebî kayıtlardır.

7 Ekim tarihi bir dönemin başlangıcıdır. Bu, sadece Filistin halkıyla ilgili bir soykırım değildir, Filistin’in şahsında İslâm milletine ve İslâm’a karşı olan bir savaş. Bu dönemi sadece Filistin’e sıkıştırmak bir yanılgı olmaktan öteye geçmez. Bu anlamda aziz dostum, kardeşim Duran Boz, yönetiminde çıkmakta olan Yitiksöz dergisinin 32-33. sayısını Filistin Özel Sayısı olarak yayımladı. Büyük bir emek ve titizlikle, özenle geniş katılımla dergi yayımlandı. Bunu bir derginin iş olsun diye değil, kalıcı olanı anıtlaştırması dünya kültür ve düşünce literatürüne kayda geçirmesidir. Şiir, deneme, makale, çizgi ve çeviri metinlerin yer aldığı 180 imzanın yer aldığı kapsamlı bir sayı olmuştur.

Dönemler geçer, zamanla kimi olaylar soğur ya da unutulur, üzerinde pek de durulmaz. Geçmişte gene soykırımların yaşandığı, insan kıyımlarının yaşandığı çok olmuştur. Üstünkörü bir yaklaşımla, Endülüs, Japonya, Vietnam gibi. İnsanlık bunların acısını, dramını tam anlamıyla bugün için duyumsayabiliyor mu, aklına gelince içi titriyor mu, yoksa sıradan bir duyguyla geçiştiriliyor mu? Her halk, toplum veya millet kendi sanatsal düşünüşü içinde bunu yeterince kalıcı kılabilir.

Kudüs ve Filistin hem insanlık hem de Müslümanlar için bitmeyen bir büyük dramdır. Siyonizm ve emperyalizmin işbirliği, elbirliğiyle sürdürdükleri bir soykırım, bir halkı tarihten silmeleridir. Yahudilerin Filistin’e yerleştirilme ve yerleşme çabaları bir idealin ve bir çabanın sonucunda zulümle en azgın ruh hâliyle saldırma niyetleridir.

Yahudilerin çabaları uzun bir zamana dayanır. Genellikle Hristiyanlar tarafından zulme uğramışlardır, insanlık dışı bir yaşamaya zorlanmış, kentlerin kıyılarında koloniler hâlinde yaşamışlardır. Hıristiyanların onlara reva gördüklerini, zulümlerini Holokost bahanesiyle, sinemada, yazılı metinlerde, romanlarda aktara gelmişlerdir. Bunu dünya insanlık tarihinin belleklerine kazımışlardır.

Zalimlik rolünü üstelenen bu topluluğun sınır tanımazlığını kalıcı kılmak insanlığın bir ödevidir. Ama asıl sorumluluk insanlık ve Müslümanlar adına Müslümanlar tarafından olmalı.

Yahudi zulmünün sınır tanımazlığını bilinç dünyamıza 1968 yılında Mescid-i Aksa’yı ateşe verdiklerinde Sezai Karakoç “Ey Yahudi” şiiri ile belleklerimizde yer alacak bir duyarlıkla kayda geçirdi. Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan aynı izlek üzerinde bulunan İslâmî duyarlıklı düşünürlerin, sanatçıların, şairlerin sorumluluğunda olmuştur. İnsanlık adına buna katılan farklı kesimlerden sanatçı ve düşünürler de olmuştur. Hatta ağır bedel ödenenler, baskı altında tutulanlar, tehdit edilenler, suikastlara uğrayanlar az değildir.

Duran Boz’u kutluyorum bu çabasından ötürü. Tarihe kayıt düşmüştür. Bundan böyle Filistin Kudüs sorunu üzerine çalışmalar yapılacaksa bu sayı göz ardı edilemeyecek niteliktedir.

Kaynak: https://www.milligazete.com.tr/yitiksoz-filistin-ozel-sayisi