Yitiksöz Dergisi Filistin Özel Sayısı Yayınlandı – Kitaphaber

İnsan yaratılıştan iyilik ve kötülük duygularını içinde taşır. Bu duyguların ortaya çıkışı yerine göre öldürmek veya diriltmek şeklinde tezahür eder. Habil ve Kabil kardeşler arasındaki kavgadan iyilik ve kötülük eylemleri insanlık tarihine bir dipnot olarak eklenir. O günden bugünlere gelen süreçte öldürmek ve diriltmek aleniyet kazanır. Akan zaman içinde iki eylemden birinin hizasına yürümek insanın seçimi olur. Bir insanı öldürmek Tanrı’nın yasakladığı bir eylemdir. Bu fiil, tersyüz edilmiş bir benliğin ve çürümenin ürünüdür. Bundan dolayıdır ki yeryüzünde hâlâ kanın ve acının kol gezdiği topraklar bulunmaktadır. Suçun cazibesine kapılan insan zihni, bu gidişatın insanlığın ortak değerlerini sorumsuzca tahrip ettiğini görmek istememektedir.

Günümüzde Filistin’de yaşananlar, yalnızca siyasi bir hesaplaşma değil; insan onuruna yönelik sistemli ve bilinçli bir saldırının göstergesidir. Ölüm ve öldürme, Gazze’de günlük yaşamın sıradan bir parçası hâline getirilmiş; neredeyse bir inancın ritüeli gibi işlemektedir. Bu durum, sistemli bir biçimde bir halkı yok etme iradesinin, kimi ideolojik gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir soykırım sürecini işaret eder. Siyonizm’in ilk dönemlerinden bu yana şekillenen yayılmacı ve ayrımcı anlayış, bugün askerî operasyonlarla, abluka politikalarıyla ve sistematik hak ihlalleriyle somutluk kazanmıştır. Gazze’de öldürülen her çocuk, yalnızca bir bireyin değil insanlık ruhunun katledilmesidir aynı zamanda. Vicdan, insanın fıtratında yer alan şaşmaz bir ölçü olsa da bu ölçü devre dışı bırakılmış, insan, işleyen ölme ve öldürme düzeninin aparatı durumuna getirilmiştir.

Dünya kamuoyunun bu soykırım karşısındaki sessizliği, aleni bir biçimde suça ortak olma anlamına gelmektedir. Zira sükût, ikrardan sayılır. Ölüm, artık Orta Doğu’da raflara dizilmiş bir ürün gibi pazarlanmakta; kıyıma direnenlerle sessiz kalanlar arasındaki uçurum, her geçen gün daha da derinleşmektedir. Kutlu öğretimizde/inancımızda bir insanı diriltmek bütün insanlığı diriltmek anlamını taşır. Bu nedenle, insanın öz benliğinde var olan “diriltme” eğilimini, yani hayatı ve yaşatmayı savunma bilincini yeniden hatırlamak zorundayız. İnsanlık onurunu savunmak, sadece Filistin halkı için değil; kendi geleceğimiz için de bir zorunluluktur. Gazze’de saldırı, taarruz ve öldürmek fiili 7 Ekim öncesinden başlar. 1947-1949 yılları arasındaki Nekbe ile büyük felaket sonrası 750 bin kişi Filistin’den sürgün edilir. O günlerin Filistin’indeki Yahudi nüfusu Arap nüfusunun ancak yarısı kadardır. 1967 Savaşı, Naksa yenilgisi ve sonrası ise 300 bin kişi sürülür Filistin’den. 1982’deki Sabra ve Şatilla katliamları gibi sürgün ve katliamların yaşandığı Filistin’in son yüzyılı ölümün, öldürmenin ve katliamların gündemden düşmediği bir yüzyıl olur. O günlerden başlayarak yoğunluğunu arttırmak suretiyle devam eden soykırım, Filistinlilerin önüne iki seçenek koydu: Ya her gün ölümlerden birini seçerek sessizce yok olmak, ya da onurluca direnerek bu hayatı tamamlamak. Gazzeliler, olanlar karşısında onurluca bir direnişi seçerek, şehadetle sonuçlanacak bir hayatı tercih etmeye devam ediyor. Onların çağın acımasız sistematiği karşısında yeniden bir diriliş çağı destanı yazmayı tercih etmeleri insandaki sorumluluk algısının çağları aşan gücünü ortaya koyuyor. Güneşe yaklaşmanın, yeryüzünü soykırım mimarisi aygıtlarından arındırma coşkusuyla insaniliği, hakkı ve hakkaniyeti yeniden toprakla kaynaştırmak için çağdaş tiranlıkların hesabını tutan bir tanıklık pişiyor kalpte. Bugün sağlanan ateşkes, abluka altında bombalanan Filistinli çocuklara, belki yalnızca bir anlığına bile olsa yaşama sevincini tattıracaktır. Ancak bu duraklamanın ne kadar süreceği meçhuldür. Soykırım düzeninin yeniden harekete geçmesi an meselesidir. Yitiksöz, bu sayısıyla zamana tanıklık etme sorumluluğunu üstleniyor. Filistin sahnesinde sergilenen acımasız oyunların tutanağını ortaya koymaya çalışıyor. Büyük bir titizlikle hazırlanan “Filistin Sayısı”, orada bugüne kadar yaşananların şahitliğinde, yaşanacaklara ilişkin bir bilinç ve sorumluluk inşa etme çabası içinde tarihe tanıklık etme/not düşme amacını taşıyor. Nice güzel zamanlara tanıklık edecek sayılarda buluşmak dileğiyle…

Kaynak: https://www.kitaphaber.com.tr/yitiksoz-dergisi-filistin-ozel-sayisi-yayinlandi-32-33-aralik-2025-ocak-subat-2026-k7578.html