Ocak 2025 Dergilerine Genel Bir Bakış-1 – MUSTAFA UÇURUM
Yitiksöz, Sayı:26
Yitisöz dergisi 26. sayısıyla karşımızda. Her zamanki gibi dopdolu bir içerik dergi okurlarını bekliyor. Derginin Kudüs hassasiyeti bu sayıda da devam ediyor. Mehmet Rakipoğlu, Kudüs: Tarih ve Kültürün Kutsal Durağı yazısıyla Yitiksöz’de.
“Kudüs, sadece dinî bir sembol değil, tüm Müslümanlar için birliğin ve dayanışmanın sembolüdür. Bu kadim şehir, Filistin’in başkenti olarak, İslam dünyasında önemli bir yere sahiptir. Türkiye için de Kudüs, tarihî, kültürel ve dinî bağları nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Kudüs’ün korunması, Müslümanların birliği ve İslam dayanışmasının sürdürülmesi açısından kritik bir sorumluluktur.”
Cemal Şakar Dosyası
26. sayısının dosya konusu Cemal Şakar. Birçok yazarın bakış açısı ile Şakar’ın yazı ve özellikle öykü dünyasına giriyoruz.
Mehmet Narlı- Cemal Şakar’ın Kuramsal Yazılarının Çekirdeği: Sanatın Kendiliği
“Biçimin Sınırlarında Sanat” yazısı Şakar’ın sanat felsefesi diyebileceğimiz yazılarının çekirdeği gibidir. Yazısını bazı ontolojik kökenli sayabileceğimiz çıkarımlar ve bunların açıklanması üzerine kurar. Birinci çıkarım, “biçimi daha iyi kavramanın yollarından biri karşıtına bakmaktan geçer”dir. Karşıt olan ‘biçimsizlik’tir. Ama biçimsizlik, kavranılamaz, tanımlanamaz, bilinemez ve hiçbir şey onda yer almaz. Öyleyse biçimin doğası sınırdır. Varlık bir sınır içinde görünür, biçimsizin görünme imkânı yoktur. İkinci çıkarım “biçimsizliğin var olanların hali olmadığı, her var olanın bir biçimi olduğu”dur. Biçimsizlik bir şey değil bir şey olmayandır.
Bedia Koçakoğlu- Evsiz Kapılar
“İntizarlı bir bekleyişin simgesi olan kapılar, yapay mekânların cüz’ü, kutsalın izi ve makamın eşiği olarak sanatçının satırbaşında kendine yer bulur. Türk öyküsünün mana burcundaki isimlerinden biri olan Cemal Şakar için de kapılar kahramanların içine açılan bir eşik vazifesi görür. Lakin açılmanın yaşanması için kapalılık şarttır. Bireyin olgunlaşması için bir engele gerek vardır. O da kapalı kapılardır. Bu noktada gelişme, örtük olanı açma kabiliyetine bağlıdır aslında.”
Eren Buğdaycı – Cemal Şakar Öyküleri Bizi Hangi Durağa Çıkarır
“Cemal Şakar’ın öyküleri kişisel hüzünlerin, düş kırıklıklarının, öznel çıkarımların konu edildiği yahut da salt sanatsal kaygılar gözetilerek ortaya konulmuş kapalı, sıkıcı metinler değildir. Yalnız bu tespitin mefhumu muhalifinden de Cemal Şakar öykülerinin toplumcu gerçekçi çizgiye yakın veya yalnızca mesaj verme kaygısıyla kaleme alınan estetikten uzak, ideolojik öyküler olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü gönderilen insanın bizatihi kendisinin mesaj olduğu inancında olan yazar, mesaj verme kaygısı taşımaz.”
Selim Somuncu -Asabiyetin Poetikası: Cemal Şakar
“Basmakalıp düşüncelerden hareket etmeyen Şakar, bazı metinlerinde çağdaşı yazarları, öykücüleri eleştirirken aslında zaman zaman çuvaldızı kendine de batırıyor. Günümüz edebiyatının, sinirlerini aldırmış, ya da âdeta anestezik bir müdahale ile uyuşturulmuş, şişirilmiş metinler yığınına doğru gittiğinin farkındadır. Şakar, böylesi ‘metinlerin künhüne varılmaz, esrarına hürmetkâr bir sessizlikle’ olan biteni izlemek yerine yazdığı yazılarla bu sorunlara eğilmek gereksinimi hisseder. Zaman içerisinde duyarsızlığı gitgide artan yazar takımına karşı oldukça katı, asabi ve eleştirel ideolojik bir dil geliştirir.”
Cemal Şakar’la Öykü, Kurmaca ve Sanat Üzerine Söyleşi
Dosya kapsamında Cemal Şakar ile yapılan bir söyleşi de yer alıyor dergide. Sorular; Sercan Ceylan’dan.
“Moderni merkeze almamın nedeni, öykünün modern bir tür olmasıyla ilgili. Sadece öykü de değil, bugünün sanatı baştan sona modern. Dahası ister zorunlu isterse gönüllü olsun bizler de modern insanlarız; modern zamanlarda doğduk, modern eğitimlerden geçtik, yaşam tarzımız, eşyayla kurduğumuz ilişki, görme biçimlerimiz hiç de önceki kuşaklara benzemiyor. Neyse bu mevzu söyleşinin hacmini aşar.”
“Başka bir düzey de sözcüklerin kendisiyle ilgili; doğa, metafizik, esin, estetik haz diyorsun, bunların hepsi değer yüklü kavramlar. Dil de değerden ari olmadığı için sözcükler kendiliğinden değer yüklü zaten. Söz gelimi iyi, güzel, doğru hep olumlu; kötü, çirkin, yanlış da olumsuz içeriklere sahiptir. Adaletsiz birinin iyi insan olduğundan söz edemeyiz. Hakeza bir hırsızı, tecavüzcüyü de sitayişle anmayız. Dilin taşıdığı değerler, eserinize kendiliğinden değerleriyle girer.”
Mehmet Âkif Ersoy Şiiri Üzerine Kıyaslamalı Notlar
Ali Galip Yener, Mehmet Akif üzerine kaleme aldığı yazısı ile Yitiksöz’de. Yener, İsmail Kara’nın İstiklal Marşı kitabı başta olmak üzere birçok önemli isimden hareketle tespitlerde bulunuyor. Bu tür yaklaşımların sayısının artması gerekiyor. Mehmet Akif, hakkında en çok söz söylenmiş şairlerden. Yeni bakış açıları ile anlatmak gerek artık şairi. Kara’nın kitabı tam da bunu hedefliyor.
“Âkif ’in şiiri, günümüzde sadece edebiyat tarihi bakımından önemlidir demek, şairin duruşunu, hayata bakışını, şiire adadığı ömrünü ve ödediği ağır bedeli ihmal etmek, dahası inkâr etmek anlamına geleceği için noksan bir söz olacaktır. Böylesi kaba bir hatadan uzak durmak adına, bu şiiri analiz ederken, Tanpınar, Karakoç, Eroğlu’nun çalışmalarının ve yeni araştırmalarda ortaya çıkabilecek farklı fikirlerin dengeleyici sentezini aramaya gayret etmek gereklidir.”
Nazif Gürdoğan Hoca’dan Kalan Hoş Sada
Mehmet Kahraman’ın yazısı ile bir kez daha anıyoruz Nazif Gürdoğan’ı.
“Nazif Hoca iyi bir takipçiydi. Yaşı ne olursa olsun bir konuda iş veya eser beklediği insana her gördüğünde usanmadan o çalışmayı hatırlatmış, içten tepkileri de göze alarak mümkünse bir takvime bağlamaya çalışmıştır. Yayıncılarla olan yakın bağlantısı nedeniyle yazar, yayıncı ve okur arasında gönüllü olarak çöpçatanlık görevi üstlenmiş, birçok durumda sonuç almasını bilmiştir.”
Aklını Kalbiyle Genişleten Hareket İnsanı: Akif İnan
Ocak ayı Akif İnan’ın ölümünün 25. yıldönümü. Rıza Bakış bu minvalde bir yazı kaleme almış.
“Hareket insanı olması, Nurettin Topçu’yu tanıyıp onunla aynı derde ortak olmasına ve yeri geldiğinde ondaki isyan ahlakını kuşanmasına bağlanabilir. Bu yönünün öne çıkmasında Necip Fazıl’la olan münasebetlerinin, ona duyduğu hayranlığın ve onda bulduğu dava adamlığının etkisi de çok büyüktür. Bir aksiyon adamı olmasını hayatı, yaptıkları ve dostlarının anlattıkları üzerinden değerlendirecek olursak Akif ’in doğasında önderlik etmek Erdem Bayazıt’ın ifadesiyle ağalık vardır.”
Yitiksöz’den Öyküler
Zeynep Sati Yalçın – Gözlerinde Derin Kuyular
“Karanlığın içinden yürüyüp salona geldi Nurgül. Issız, soğuk, izbe sokaklardan geçmiş gibi tedirgindi. Pencerenin önüne oturdu, sızlayan göğsünü ovdu. Bebeğinin doyması için ilahi bir el tarafından hazırlanan sütü akıp boşa gidiyordu. Az önce değiştiği ıslak kazağını banyoya bırakıp geceliğini giymişti, akabinde o da ıslanmıştı işte.”
“Kendine nasıl bakacağını düşünecek hâli mi kalmıştı… Her gün hastaneye gidip bazı günler uzaktan da olsa göremeden geri geliyordu, tek başına yollarda, hastane bahçelerinde, evde ağlayıp duruyordu. Doğumuna da kimse gelememişti. Var olmasına vardı kimseleri ama müsait olmamışlardı. Annesi olmayınca insanın kimsesi olamayacağını doğum için hastaneye yattığı gün anlamıştı.”
Gülçin Yağmur Akbulut – Kekeme
“Sevdiğim kız, yakın dostlarım. İş arkadaşlarım, komşularım, akrabalarım. Mağazada tezgâhtar, okulda öğretmenim. Sokaktaki çocuk, bankadaki veznedar. Hep yarım, hep eksik… Kusurlu buldular. Defolu damgasını vurdular.”
“Konuşmamak, çıkrıksız kuyularda yaşamak. Susmak, diyaframın karanlık hücresinde hapsolmak. Ne zor şeymiş meğer yanan bir ateşi dilinin ucunda taşımak.”
Ahmet Ergin’in Yazma Hikâyesi
Ahmet Ergin, yazma hikâyesini ve ilk kitabı Hayat Bir Sahne’nin çıkışını anlatıyor.
“Dosyamda öyküler birikince bunların bir kitap olma fikri kaçınılmaz oldu. Özenle seçtiğim on sekiz öyküden oluşan dosyamı Uzam yayınlarından Abdurrahim Karadeniz Hoca’ ya gönderdim. Birkaç ay sonra olumlu dönüş aldım ve serüven başladı. Beklemek yazmaktan daha zordu. Kültür ve Turizm Bakanlığının Edebiyat Eserlerini Destekleme Projesi’nde desteğe layık görülen Hayat Bir Sahne, Eylül 2024’te ete kemiğe büründü. Güzel bir duyguydu.”
Yitiksöz’den Şiirler
İçim, bir bahçe olsaydı, Tanrım,
Küçük bir bahçe, kayranla Senin!
Her sabah su çekerdim
Gerdelle hayatın diplerinden
Ve sulardım çiçeklerini, Senin,
Çiçeklerle söylemek istediklerini yani,
Hiç mi hiç aksatmadan bahçıvan güğümümle:
Bu yaşlı, bu yorgun yüreğimle.
Cahit Koytak
insanın en çok yalnızlığı yorulur
kaç şiir söyledim ben aynalarda kendime
kaç mısra siper aldım kaç mısrada vuruldum
tutamam diye korkup söz vermedim kalbime
Aziz Kağan Güneş
Ağyarıdır kendinin insan ki ağyarıdır kaderinin unutur kıblesini
pelvan sanır kendini dağlara sığmaz olur bakarsın evrene sarar
bakışlarını döller madun eder binleri yüzbinleri sığmaz sanır
oylumlarını doldurur billur sazlıkların dibinden gelir haznesi
şayka salar dört yana uzasın diye sakalları altın ipek inci yakut
ne varsa toplar ve sonra şirpençe vurur sığar bir metrelik toprağa
Yunus Emre Altuntaş
Kime kimseye değil hepsi şehir içinde
Güzelim sevincini dökünce sağa sola
Dolaşıyor olması dağ bayır çarşı pazar
Burası seyirlik olsa bakılsa daha serin
Gecenin yıldızları çıksa mehtap aradan.
Aşk mı dediniz elbet özünde hasret olan
Bütün mesele güzelleştirmektir dünyayı.
Nurettin Durman
Bir gül batımı sayarlar seni, gitme
Barut kokusu sindiğinde terazilere, göz göz silindiğinde şemail
toprağa koyar gibi ökçelerin bağrına basarlar seni
Sesinde çiçekler uzuyor, kurdun kuşun blöfünü gördün iyi
Tomurcuk güneşler içindesin bu daha iyi
Bunca kişi senin içinde
susunca dünyaya susuyor
ıramış kelimeler kuruyorsun konuşunca
Annelerin çocukları öptüğü yerden mi bakıyorsun
Sinan Davulcu
Müminler kardeştir kelebekler sergüzeşt
Kalabalıklar izdihamıdır münzeviliğin
Gökyüzü mütemadiyen stabil
Bak nasıl sığdırır bir kalbe hepimizi
Boy boy saksılara ekilse Hâbil
Çiçeğin bahara inancı gibi
Nedenler seyyale sonuçlar hep putperest
Ölümü düz bir çizgi ile tarif ediyor tababet ehli
Olay yeri inceleme şeridine benziyor hayat
Dudak okumayla bilinmez dünya haberleri
Hüseyin Çolak
Gökyüzünde sessiz bir kuş
Kanadında çocuk sesleri
Bir rüzgâr gibi süzülür
Masmavi göğe karışır
Hiç bitmeyen umutlar gibi
Toprağa bir damla su düşer
O damla, barışın soluğu
Bir çiçeğin kalbinde büyür
Su olur, toprak olur
Gözlerden silinir savaşın izi
Ayşegül Sözen Dağ
Sonbaharı görünce tökezliyor ellerim
yoklamayı aldın mı, soruyorum kalbime
ilk darbede düşen, fire veren hep benim
ey büyük aldanış bilmem ki niye
Mustafa Köneçoğlu
Kaynak: https://www.mustafaucurum.com/ocak-2025-dergilerine-genel-bir-bakis-1/?sfnsn=scwspwa

























